SERVİSLERİMİZ >> Dahili Tıp Bilimleri >> NÖROLOJİ

NÖROLOJİ

BÖLÜM TANITIMI


Nöroloji Kliniği 1994 yılında Yrd. Doç. Dr Galip Akhan tarafından kurulmuştur. Nöroloji Kliniği 13 yataklı servisi, 6 yataklı yoğun bakım ünitesi, 1 yataklı video-EEG monitorizasyon ünitesi, poliklinikleri, elektroensefalografi (EEG),  elektromyografi (EMG) laboratuarları ile Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nın öğretim üyeleri başta olmak üzere tüm uzman personeli ile modern tıbbın gerektirdiği hizmetleri bünyesinde sunmaktadır.

 

Nöroloji poliklinikleri ve EEG-EMG Laboratuvarı Poliklinik binası 6. peronda, yatan hasta servisi, video-EEG monitorizasyonu ve Nöroloji Yoğun Bakım Ünitesi Hastane Binası 5. katta yer almaktadır.

 

Nöroloji Bölümü bünyesinde 1 adet 4 kanallı EMG cihazı, birisi video eşliğinde çekim yapabilen 3 adet 24 kanallı dijital EEG cihazı, 1 adet taşınabilir 24 kanallı EEG cihazı bulunmaktadır. Yoğun Bakım Ünitesinde hastaların yaşamsal göstergelerinin izlenebildiği 6 adet monitör ve 5 adet mekanik ventilatör bulunmaktadır. Nöroloji Kliniğinde yıllık ortalama 600 hasta izlenmektedir. Yoğun Bakım Ünitesinde izlenen hasta sayısı yıllık 140 kişidir. Klinikte ve Yoğun Bakım Ünitesin’de yatış süresi mevcut şikayete ve hastanın durumuna göre 1 hafta ile birkaç ay arasında değişebilmektedir.


Poliklinikte görülen hasta sayısı yıllık 10.000 kişidir. Polikliniğimiz Isparta ili ve çevre illerden gelen hastalarımıza hafta içi 08.30 dan itibaren hizmet vermektedir. Polikliniğimize başvuran hastaların ön tanıları konulduktan sonra dijital olarak kayıtları yapılarak poliklinik arşivi düzenlenmektedir.



NÖROLOJİ KLİNİĞİ ÇALIŞMA ALANLARI

Genel Nöroloji

Baş Ağrısı

Epilepsi

Hareket Bozuklukları

Nöromusküler hastalıklar (kas,sinir ve kas-sinir kavşağı hastalıkları)

Multıpl Skleroz (MS)

Serebrovasküler Hastalıklar

Santral Sinir Sistemi İnfeksiyonları

Davranış Nörolojisi

Elektroensefalografi (EEG)

Elektromyografi (EMG)





HASTA BİLGİLENDİRME


Baş Ağrısı: Baş ağrısı birçok farklı nedenle gelişebilir. Altta başka bir neden bulunmayan baş ağrıları primer baş ağrısı olarak adlandırılır ve bu grupta en sık görülen baş ağrısı gerilim-tipi ve migren tipi başağrılardır. Altta başka bir hastalık bulunan baş ağrılarına ise ikincil baş ağrıları denir ve bunlara yol açan nedenler açlık, uyku bozuklukları, depresyon, sinüzit, enfeksiyonlar, hipertansiyon, ilaç ve madde kullanımı, damar ve metabolizma hastalıkları, kafa içi tümörleri gibi çok çeşitli olabilir.

Başağrıları yineleyici veya süreğen, ilk veya çok şiddetli, yeni ve farklı, giderek artan, 50 yaştan sonra başlayan, kafa travması sonrası gelişen, ekzersizle ortaya çıkan, tedaviye yanıt vermeyen türdense vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır. Baş ağrılarında tanı koymanın ilk basamağı sorunun tanımlanmasıdır. Bu da büyük ölçüde size yöneltilen soruların doğru yanıtlanması ile mümkündür. Farklı baş ağrılarını ayırt etmek için çeşitli tetkikler yapılabilir.


Epilepsi (Sara- Tutarık): Epilepsi beyindeki sinir hücrelerinin anormal bir elekro-kimyasal deşarj yapması sonucu ortaya çıkan nörolojik bozukluk-hastalıktır. Beynin normalde çalışması ile ilgili elektriğin aşırı ve kontrolsüz yayılımı sonucu oluşur. Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur.

Epilepsi nöbetleri farklı şekillerde ortaya çıkar. Bazı nöbetlerden önce bir korku hissi gibi olağandışı algılamalar ortaya çıkarken, bazı nöbetlerde kişi yere düşebilir, bazen ağzı köpürebilir, idrar kaçırabilir. Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur; parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler) ve jeneralize (beyinde yaygın olarak olarak başlayanlar). Yaygın başlangıç daha kötü ve şiddetli bir nöbet anlamına gelmez.

Nöbet anında yaşananlar (nöbet belirtileri) beyin aktivitesindeki değişikliğin nereden başladığına ve ne kadar hızla yayıldığına bağlıdır. Parsiyel nöbetler isminden de anlaşıldığı gibi beynin bir kısmından başlarlar. Elektriksel deşarj ya o bölgede kalır ya da beynin diğer bölgelerine yayılma gösterir. Jeneralize nöbetler (tonik-klonik, absans, ve miyoklonik gibi çeşitleri vardır) tüm beyne yayılırlar.

Epilepsi, mutlaka doktora başvurulması ve doktorun gerekli gördüğü sürece kontrol altında kalınması gereken bir hastalıktır. Bu durum, epilepsinin ömür boyu devam edeceği şeklinde algılanmamalıdır. Epilepsinin bazı türleri hasta belli yaşlara geldiğinde kendiliğinden tamamen düzelebilir ve ilaç tedavisine gerek duyulmayabilir.

Epilepside kullanılan ilaçlar beyin hücrelerinin aşırı uyarılma durumununa baskı uygulayarak nöbetlerin oluşunu engeller. Bu ilaçlar her gün, önerilen dozda ve saatlerde çok düzgün bir şekilde kullanılmalıdır. Epilepsi tedavisinin düzgün bir biçimde sürdürülmesi halinde de nöbetler devam edebilir. İlaçla tedaviye cevap vermeyen belli epilepsi türlerinde ülkemizde cerrahi tedavi olanakları geliştirilmektedir.


Hareket Bozuklukları: Hareket bozuklukları beyinde hareketi ince planda kontrol eden merkezlerin hastalıklarına bağlı olarak kişinin hareketlerinde ortaya çıkan yavaşlık ya da istemsiz hareketlerle kendini gösteren geniş bir grup hastalığı kapsar. Bu hastalıklardan en sık görüleni temelde yavaşlık ve titreme ile giden Parkinson hastalığıdır. İstemsiz hareketlerle giden hastalıklar içinde en sık grubu genelde yaşlılıkla ortaya çıkan “iyi huylu titreme hastalığı” (esansiyel tremor) denen ailevi titreme bozukluğu oluşturur. Vücudun değişik bölgelerini etkileyen istemsiz kasılmalarla karakterize bozukluklar distoni, kore, atetoz, miyoklonus şeklinde tanımlanırlar ve her biri için farklı tedavi yaklaşımları vardır. Distoni olarak tanımlanan yüz, boyun, kol ve bacaklardaki istemsiz kasılmalar ve benzer tarzdaki yüz spazmları (hemifasiyal spazm) Botulismus toksin enjeksiyonları ile doğrudan veya EMG eşliğinde tedavi edilmektedir. 


Nöromusküler hastalıklar (kas ve sinir hastalıkları): Nöromusküler hastalıklar kaslar, kasların hareketini kontrol eden sinirler ve omurilikte bu sinirlerin çıktığı yerlerin hastalıkları ile ilgilenir. Bu hastalıklar içerisinde en sık görülenleri kas hastalıkları, halk arasında “kas erimesi” olarak bilinen “musküler distrofiler”, yine halk arasında “sinir iltihabı” olarak adlandırılan “nöropatiler”,  myasteni ve ALS (amyotrofik lateral skleroz ya da motor nöron hastalıkları) dir. Bölümümüzde bu hastalıkların tanı ve tedavisine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu gruptaki hastalıklarda tanı için kas-sinir biyopsisi gerekebilir. Böyle bir durumda bu işlemlerin yapılabildiği bir merkeze yönlendirme yapılabilir.

 

Multipl Skleroz: Multipl skleroz sinir hücrelerini çevreleyen ve bir kılıf görevi yapan miyelin adı verilen doku ve sinir hücreleri ile onların akson adı verilen uzantılarını etkileyen bir santral sinir sistemi hastalığıdır. Miyelin harabiyeti olduğunda (demiyelinizasyon) sinir iletimi bozulur ve belirtiler ortaya çıkar. Hastalık beyinde, omurilikte veya görme sinirlerinde herhangi bir yerde olabilir. Multipl skleroz genç erişkinlerde ve kadınlarda daha sık görülür. Hastalığın kesin nedeni bilinmese de vücuttaki bağışıklık sisteminin bu tablonun ortaya çıkmasında rol oynadığı düşünülmektedir. Hastalığın farklı tipleri vardır ancak olguların çoğunda alevlenmeler ve sönmeler şeklinde ataklarla seyreder.

Belirtiler sinir sisteminde etkilenen yere göre kişiden kişiye değişiklik göstermektedir ve bu nedenle belirtiler herkeste farklı olabilir. Görme bozuklukları, uyuşma ve karıncalanmalar en sık belirtilerdir. Yanı sıra güç kaybı, denge problemleri, konuşma bozuklukları, bellek bozuklukları, duygu-durum bozuklukları, yorgunluk, mesane ile ilgili problemler olabilir. Birçok farklı hastalık multipl skleroz benzeri belirti ve bulgulara neden olabilir. Multipl sklerozda hastalık tanısını koyduracak özel bir test yöntemi yoktur. Hekiminiz tanı için beyin ve omurilik radyolojik görüntülemesi (Manyetik rezonans görüntüleme) yanı sıra lomber ponksiyon incelemesi ve elektrofizyolojik testler isteyebilir. Tanı öykü, mevcut belirtiler ve nörolojik muayene bulguları ve yukarıda adı geçen tetkik sonuçlarının birlikte analizi ile konulur.

Multipl skleroz tedavisi üç basamaklı şekilde uygulanır, akut atakta nörolojik fonksiyonların iyileşme hızını artırmak için kortikosteroidler kullanılır. Uzun vadede hastalık seyrini değiştirecek, yeni atak gelişme riskini ve özürlülük artışını azaltacak tedaviler bulunmaktadır. Bu tedavilere ilaveten hastalardaki belirtileri (örneğin kas sertliği, yorgunluk, mesane ve barsak problemleri, ağrı) iyileştirmeye yönelik farklı tedaviler mevcuttur.


Serebrovasküler Hastalıklar: Serebrovasküler hastalık halk arasında “inme”, “felç” olarak adlandırılan ve beyin damarlarında oluşan tıkanıklık ya da beyinde meydana gelen kanama nedeniyle beyin dokusunda hasara neden olan hastalık grubudur. Beyin dokusunda oluşan hasarın yerine göre hastalarda bilinç kaybı, kol-bacak kuvvetsizliği, yüz-kol-bacakta uyuşukluk, konuşma bozuklukları, çift görme, görme kayıpları, dengesizlik gibi değişik şikayetler ortaya çıkabilir.

 Serebrovasküler hastalık gelişmekte olan ülkelerde kalp rahatsızlıkları ve kanser ile birlikte en önde gelen üç ölüm sebebinden bir tanesidir. Yüksek tansiyon, şeker rahatsızlığı, kan yağlarında (kolesterol - trigliserit) yükseklik, sigara kullanımı, obezite, kalp rahatsızlıkları olan kişiler bu hastalık açısından risk altındadırlar. Hastalık sıklıkla 60 yaş üzerinde görülür ancak daha erken yaşlarda da gelişebilir.

 Kuvvetsizlik, uyuşma, dengesizlik, konuşma bozukluğu gibi şikayetler serebrovasküler hastalığa özgül şikayetler değildir, birçok nörolojik veya nörolojik olmayan hastalık tablosunda da ortaya çıkabilir. Ani ortaya çıkan, vücudun sağ ya da sol tarafında oluşan kuvvetsizlik veya uyuşma, konuşulanları anlamama veya konuşmada zorlanma - peltekleme, çift görme, tek gözde görme kaybı, dengesizlik ve bilinç kaybı gibi tablolar mevcutsa mümkün olan en erken dönemde doktora başvurmak gereklidir. Bazı hastalarda bu belirtiler birkaç saat içinde kendiliğinden düzelebilir ancak bu tip geçici ataklar, daha sonra gelecek olan bir felcin habercisi olabileceğinden, zaman kaybetmeksizin doktor kontrolünden geçmek gereklidir. Kliniğimizde beyni besleyen damarlardaki etkilenmelerin saptanması ve tedavisi edilmesine yönelik olarak Radyoloji Kliniği ile işbirliği içinde serebral anjiografi ve stent uygulamalarına başlanılmıştır.


Davranış Nörolojisi: Davranış nörolojisinin özellikle halk arasında bunama olarak adlandırılan demans ile ilgilenir. Genellikle ileri yaşta unutkanlık, davranış bozuklukları, kişilik değişiklikleri, hayal görme, kendine bakımda bozulma ve çevreye olan ilgide azalma gibi bulgularla başlayan bu hastalık halk arasında “Alzheimer hastalığı” olarak da tanınmaktadır. Her unutkanlığın bunama olmadığı ve her bunamanın da Alzheimer hastalığı anlamına gelmemektedir. Stres, yorgunluk, depresyon  gibi pek çok nedenle kişilerde isimleri, adresleri, numaraları unutma gibi şikayetler oluşabilir. Bu tablolar genellikle kısa sürelidir ve unutkanlık altta yatan neden düzeldikten sonra kendiliğinden iyileşir. En sık görülen demans tipi Alzheimer hastalığı olmakla birlikte, demans farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilir veya birçok nörolojik ve nörolojik olmayan hastalığın seyrinde ortaya çıkabilir. Unutkanlık şikayetleri kişinin günlük ve iş yaşamını etkiliyorsa, giderek artış gösteriyorsa mutlaka bir nöroloji doktoruna başvurulması gereklidir. Unutkanlık şikayeti ile geldiğinizde sizden öncelikle altta yatan tedavi edilebilir bir neden olup olmadığının araştırılmasına yönelik tetkikler istenecektir (beyin görüntüleme, tiroid hormonları, B12 vitamini gibi). Bu tetkik sonuçları ile birlikte alışkın olduğunuzdan farklı bir muayene ile bellek, dikkat, planlama, karar verme, yargılama, lisan gibi daha üst düzey beyin işlevlerinin değerlendirilecektir. Bu muayene beklediğinizden daha uzun sürebilir.


Elektroensefalografi (EEG): Elektroensefalografi ya da EEG, beyin dalgaları aktivitesinin elektriksel yöntemle izlenmesini ölçen yöntemdir. Hastaya elektrik akımı verilmediğinden ağrı ya da acı hissedilmez. EEG'de çekim küçük elektrotların saçlı deriye yerleştirilmesiyle yani "pasta" denilen iletken bir madde aracılığı ile yapıştırılmasıyla olur. Bu elektrotların ikisi arasındaki elektriksel potansiyel değişiklikleri bilgisayara kayıt edilir ve sonuç uzman tarafından yorumlanarak, hastaya gerekli bilgi verilir. Elde edilen kaydın incelenmesinde, normale oranla sapmalar bulunmasına dayanılarak, beynin birçok çalışma bozukluğu (sara vb.) teşhis edilebilir.

Hastanemizde  Nöroloji Polikliniğinde,  EEG Laboratuvarında, daha çok ayaktan poliklinik hastalarına  hizmet veren 2 adet 32 kanallıve 1 adet 10 kanallı (bu taşınabilir cihaz ile ayrıca acil servis ve yoğun bakım ünitelerinde de çekim yapılabilir) EEG mevcuttur. EEG laboratuarında polisomnografi kaydı da yapılmaktadır. EEG Laboratuvarında 1 teknisyen (Ayşe Yılmaz) görevlidir. Ayrıca hastaların yatırılarak uzun dönem EEG çekiminin mümkün olduğu, Nöroloji servisinde yerleşimli 1 yataklı bir Video-EEG Monitorizasyon Ünitesi bulunmaktadır. Burada da 1 teknisyen görevlidir (Zeynep İleri).  

EEG çekimleri ayaktan poliklinik hastalarına 20-30 dakikalık rutin kayıtlar şeklinde yapılır. Hasta çekime karnı tok gelmelidir. Hasta  gözü kapalı yatarken, hareketsiz halde 20-30 dakika kadar çekim yapılır. Çekim sırasında bir ara teknisyen hastadan derin nefesler alıp vermesini, göz açıp kapamalar yapmasını ister. Işık uyarısı da çekim sonuna doğru farklı frekanslarda verilir. Ya da hastadan gece doktorun önereceği şekilde uykusuz kalarak çekime gelmesi istenerek, 1-3 saat boyunca  EEG çekilir. Hastanın o sırada uykuya dalması ve çekimin uykuda olması istenir.

Video-EEG monitorizasyonunda ise hasta video-EEG monitorizasyon ünitesine refakatçisi ile birlikte yatırılır. Burada amaç atakların video görüntüsü ile EEG’nin eş zamanlı kaydıdır. Burada elektrodlar, günlerce dayanacak şekilde kollodyon denilen bir madde ile sıkıca kafa derisine yapıştırılır. Hastada sürekli EEG görüntüsü, hasta bir video kamera karşısında günlük normal aktivitesini sürdürürken kaydedilir. İlaçlara rağmen nöbet geçiren hastalarda nöbet kaynağını oluşturan beyin bölgesini tespit etmek istediğimizde, epilepsi tanısından şüphe ettiğimizde veya nöbet tiplerini tam olarak ayaktan tetkiklerle sınıflayamadığımızda bu tetkik gerekebilir.

  

Elektromyografi (EMG): EMG veya elektromiyografi, sinir ve kasların elektriksel potansiyellerinin incelenmesine dayanan bir nörolojik tetkik yöntemidir.

EMG (Elektro-nöromiyografi) iki bölümden oluşan bir tetkiktir. Kas ve sinirleri inceler. Hastaya hiçbir zararı yoktur. Sizde düşünülen tanıya göre bunların her ikisinin veya yalnızca birinin yapılması gerekebilir.  Sinir iletimlerinin ölçümünü doktor veya doktorun belirlediği şekilde EMG teknisyeni (Safiye Karakurt), kasların incelenmesi işlemini ise doktor yapar.  Tetkik süresi yapılması planlanan işlemin kapsamına göre 20 dakika ile 1.5 saat arasında değişebilir.  

Sinir iletim ölçümü: Kol, bacak, veya diğer vücut kısımlarında tetkiki yapacak doktor tarafından seçilen bazı sinirler, deri üzerine yerleştirilen bir elektrot aracılığı ile elektrik akımı verilerek uyarılır. Verilen elektrik akımı yüksek voltajlı olmakla birlikte (100 volt kadar) saniyenin binde birinden daha kısa sürelidir ve zararsızdır.  Bu elektrik akımı verildiği yerde hoşa gitmeyen bir his oluşturur, ancak bu his genellikle ağrı şeklinde algılanmaz.  Bu uyaran ile sinirde ortaya çıkan elektriksel aktivite sinir boyunca yayılır.  Sinirde yayılan aktivite ulaştığı çeşitli bölgelerde bir diğer elektrot ile kaydedilir.  Bu kayıttan yararlanılarak sinirin iletim hızı ve uyaranın oluşturduğu cevabın derecesi ölçülür.  Bir EMG tetkiki sırasında genellikle böyle 5 -10 sinirden ölçüm yapılır.

Kasların incelenmesi: İğne şeklinde bir elektrot kol, bacak, veya diğer vücut kısımlarında seçilen bir kas içine yerleştirilerek kastaki elektriksel aktivite incelenir.  Kullanılan elektrot, enjeksiyon iğnelerine benzer boyut ve görüntüdedir.  Elektrot iğnesinin kas içine yerleştirilmesi sırasında duyulan ağrı kas içine ilaç enjeksiyonu yapılışı sırasında duyulan ağrıya benzer; fakat EMG’de herhangi bir madde enjeksiyonu yapılmadığı için ağrı daha az şiddetlidir.  Her bir kasın incelenmesi birkaç dakika sürer.  Bu süre içinde iğne kas içinde tutulur.  Kas içinde değişik yerlerden kayıt alma amacıyla iğnenin yönü ve yerinin birkaç kez değiştirilmesi gerekebilir.  Bu işlemler genellikle ağrısızdır, veya katlanılabilir derecede hafif şiddette bir ağrı oluşturur. Bir EMG tetkikinde incelenmesi gereken kas sayısı düşünülen tanıya göre değişir; genellikle 1-10 arası sayıda kas incelenir.

 EMG tetkiki için tetkik öncesi aç kalmanız gerekmez. Tetkik sırasında kollarınızın dirsek üstüne, bacaklarınızın ise diz üstüne kadar sıyrılarak açılması gerekir. Bazı durumlarda iç çamaşırlarınız kalacak şekilde soyunmanız istenebilir.  Bu nedenle kolayca çıkarıp giyebileceğiniz bol giysiler ile gelmeniz ve yüzük, küpe, bilezik gibi takılarınızı çıkararak gelmeniz önerilir.  Yapılacak işlemlerde derinizin elektriksel iletkenliği önemli olduğu için cildinize krem ya da benzeri maddeler sürmemeniz ve cildinizin tozlu, yağlı, kirli olmaması gerekir.  Benzeri nedenlerle, tetkik sırasında, eğer varsa, ilgili bölgelerdeki sargı, bandaj gibi örtüleri açmanız istenecektir.  Bazen sizden önceki hastanın işlemleri beklenenden daha uzun zaman alabileceği için, size verilen randevu saatinden itibaren yaklaşık yarım saat kadar daha beklemeniz gerekebilir. Tetkikin de 1 saat sürebileceğini dikkate alıp EMG laboratuarında 1.5 saat geçirmeyi planlayarak gelmeniz önerilir.

 
İLETİŞİM
  • 211 91 76

ÇALIŞMA SAATLERİ
08.00-17.00

PERSONEL GİRİŞİ

PERSONEL HABERLERİ

Kızamık Bilim Danışma Kurulu Kararları 08.01.2013



ÇALIŞAN ÖNERİ VE DEĞERLENDİRME FORMU

İstek ve Dilekleriniz
Ad : Soyad:
Telefon : E-Posta:
Konu :
Açıklama :
 
  Üstte gördüğünüz rakamları yazınız :
  Gönder
Günün Menüsü

 

x