Süleyman Demirel Üniversitesi

10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü

10 EYLÜL DÜNYA İNTİHARI ÖNLEME GÜNÜ
 
Hastanemiz Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. İnci Meltem Atay, intiharın bireyin yalnızca kendisini değil ailesini, sosyal çevresini ve toplumu etkilediğinden dolayı önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu ifade etti.  Bu bağlamda Dünya Sağlık Örgütü’nün geliştirdiği sağlık politikaları içinde intiharı önleme çalışmalarının da bir hedef haline geldiğini dile getiren Doç.Dr. Atay, ‘10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü’ nedeniyle yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi; 
Tüm dünyada insan hayatını tehdit eden intihar olgusu konusunda farkındalık yaratmak amacıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme günü olarak ilan edilmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünyada her 40 saniyede bir intiharın, her 3 saniyede ise bir intihar girişiminin gerçekleştiğini, son 45 yılda intiharların %60 civarında arttığını ve intiharın tüm dünyada ilk on ölüm nedenleri arasında yer aldığını bildirmektedir. Başka bir deyişle dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon kişi intihar sonucu ölmektedir. 2020 yılında intihara bağlı ölümlerin %50 artacağı ve intihar sonucu ölenlerin sayısının yılda 1.530.000 olacağı tahmin edilmektedir. İntiharla ilişkili damgalanma korkusu, intiharın “tabu” oluşu, ailelerin utanması ve bazı ülkelerde uygulanmakta olan yasal cezalar intiharların gizlenmesine yol açmaktadır. Güvenilir ölüm kayıtları tutmaktaki eksiklikler de bunlara eklendiğinde gerçek intihar rakamının daha yüksek olması muhtemeldir.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de intihara bağlı ölümler ile intihar girişimleri her geçen yıl artmaktadır. İntihar oranı ülkemizde her ne kadar batı ülkeleri ile kıyaslandığında daha düşük görünse de son 40 yılda %50 artış göstermiştir, bu ciddi artış dikkat çekilmesi gereken bir durumdur. Son yıllardaki istatistik verilerine bakıldığında dikkat çeken diğer bir durum intiharın gençler ve genç erişkin nüfusta artış gösterdiğidir. 15- 24 yaş arası gençlere bakıldığında intihar hızının yüz binde 6’nın üzerine çıktığı görülmektedir. Tüm intiharların yaklaşık %25’i 15-24 yaş arasında gerçekleşmiştir.  Cinsiyete göre bakıldığında erkek intiharlarının, 15 yaş altı intiharlar hariç tüm yaş gruplarında kadın intiharlarından daha fazla olduğu, en yüksek yaşa özel intihar hızının erkeklerde 80-84 yaş grubunda, kadınlarda ise 15-19 yaş grubunda olduğu görülmüştür.
İntihar girişimi, tamamlanmış intiharlardan daha önemli bir sorundur. Çünkü oran olarak bakıldığında intihar girişiminin tamamlanmış intihara göre 20 kat daha fazla olduğu görülmektedir. Önlenebilir ölüm nedenlerinden biri olan intihar, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Ruhsal hastalıklar, intihar düşüncelerinin varlığı, daha önce intihar girişiminin bulunması, ailede intihar girişiminin bulunması, yalnız yaşama, sosyal desteğin olmaması, umutsuzluk, iş sorunları, ekonomik sorunlar, yaşam olayları, fiziksel hastalıklar, çocukluk çağı travmasına maruz kalma intihar için önemli risk faktörleri olarak kabul edilmektedir. İntihar davranışı, yalnızca psikiyatrik bir sorun yaşayan insanlarda değil, ruhsal olarak herhangi bir hastalığı olmayan insanlarda da görülebilmektedir. Bu nedenle intihar davranışını çok nedenli olarak değerlendirmek önemlidir. Yalnızlığın intihar riskini arttırdığı ve sağlıklı kişilerarası ilişkilerin intihara karşı koruyucu olabildiği unutulmamalıdır.
Kesin rakamı tam olarak belirlemek mümkün olmayabilir ancak her intihar bir hayatın trajik şekilde kaybıdır ve beraberinde geride kalan yıkılmış aileler, arkadaşlar, tanıdıklar bırakır. Bu sebeple, intihar bireyin yalnızca kendisini değil ailesini, sosyal çevresini ve toplumu etkilediğinden önemli bir halk sağlığı problemidir. Bu bağlamda Dünya Sağlık Örgütü’nün geliştirdiği sağlık politikaları içinde intiharı önleme çalışmaları bir hedef haline gelmiştir.
10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü ‘nün bir halk sağlığı problemi olarak intihar konusunda daha duyarlı olma, önleme yönünde daha çok çaba harcama ve çözüm yolları bulmak adına farkındalık oluşturmasını temenni etmekteyiz.
 
Yayın Tarihi: 8.9.2017
Okunma Sayısı: 98
Yayınlayan: SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi
Yukarı çık