Süleyman Demirel Üniversitesi

Dünya Kanser Günü

SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Murat Koçer, 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle yaptığı açıklamada şu bilgileri aktardı; 
Kanser yarattığı sonuçlar açısından halen tüm dünyada en önemli sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu amaçla her yıl 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde hastalığa yönelik toplumsal bilinci artırmak amacı ile değişik aktiviteler düzenlenmektedir. Mevcut programlar sayesinde hastalığı daha iyi tanıma, korunma ve etkin bir şekilde tedavi edebilmek için bireysel ve toplumsal azami gayret sarfedilmektedir.
Bugün hala toplumda kanser maalesef bir tabu olmaya devam etmektedir. Tanı ile birlikte mutlak ölümcül bir hastalık olarak görülmesi, tedavisinin imkansız olması ve bireylerin hastalığını gizleme gayreti içinde olması gibi yanlış algılar hala devam etmektedir. Hastalık sadece etkilenen bireyi değil aynı zamanda etrafındaki aile ve toplumu da etkilemektedir. Bu dönemde hastalar kendilerini izole edilmiş ve ayrımcılığa uğramış hissedebilirler, yardım almaktan çekinebilirler. Toplumdaki bu algıyı yıkmak için özel çabalar gerekmektedir. Dünya Kanser Günü gibi kampanyalara destek vermek yanlış yönelimleri ortadan kaldırmak adına iyi bir fırsattır. Sadece bu günde değil genel olarak hayatımızda bu hastalığı iyi tanıma ve sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı desteklemek suretiyle aktif rol alınabilir.
Kanser, kontrolsüz hücre çoğalması sonucunda lokal ve genel etkileri ile karakterize bir hastalıktır. Oluşumunda genel olarak sigara, radyasyon, kötü beslenme, fiziksel/kimyasal etmenler, infeksiyonlar ve genetik faktörler rol almaktadır. Bu etmenlerin önemli bir bölümünün değiştirilebilir veya önlenebilir olması hastalığa karşı korunmada veya erken teşhiş etmede önemli yer tutar.
Kanser hastalığının özel bir belirtisi olmamakla beraber vücudumuzda oluşabilecek bazı bulguları iyi yorumlamak gerekir. Vücudun herhangi bir yerinde nedeni bilinmeyen şişlikler, iyileşmeyen yaralar, vücudun çeşitli yerlerindeki benlerde ve siğillerde, renk ve boyut değişiklikleri, olağan dışı kanamalar, kalıcı ses kısıklığı, geçmeyen öksürük, açıklanamayan ateş ve zayıflama, büyük abdest alışkanlıklarındaki değişiklikler farkedildiği takdirde ileri tetkik edilmelidir. Bazen kanser belirti ve bulguları köken aldığı organlara göre değişim gösterebilir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.
Bir hastalığın tedavisi önce ondan korunma ile başlamaktadır. Kanserin önemli bir bölümünün önlenebilir olması giderek daha çok bilgilenme ve farkındalığın önemini ortaya koymaktadır. Korunma, birincil ve ikincil korunma olmak üzere 2 ye ayrılır: Kanseri başlatan nedenlerin saptanarak ortadan kaldırılması (genetik, biyolojik ve çevresel faktörler) birincil korunmayı oluşturur. Sigarayı bırakmak, yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi, fiziksel aktivitenin arttırılması, aşırı UV ışınlardan korunmak vb. Tütün kullanmaz, sağlıklı beslenir, spor yapar ve kansere sebep olabilecek enfeksiyonları yenebilirsek kanseri yaklaşık % 40 önlemiş oluruz. İkincil korunma ise: Hastalığın henüz belirti vermediği, erken evrede saptanmasıdır. Hedef, kanserin önlenmesi değil, erken evrede yakalanan tümörün tedavisidir. Bu sayede daha etkin bir tedavi gerçekleştirilebilmektedir. Bu amaçla tarama yöntemleri kullanılmaktadır.
Hastalığı klinik bulgular öncesinde erken aşamada yakalamak için topluma inerek tarama testlerini yapmak gerekmektedir. Erken tanı sayesinde tedavi şansı artmakta, tedavi giderleri azalmakta ve doku ve organ kaybı önlenebilmektedir.
Tüm kanserlerin olmasa bile bazı kanserlerde daha hastalık oluşmadan önce yapılacak tarama yöntemleri vardır. Meme, bağırsak ve rahim ağzı kanserinde erken tanı ile teşhis mümkündür. Bu sayede hastalığın daha oluşmadan tespiti, tedavisi sağlanabilir. Daha etkin bir tedavi, uzun sağkalım hatta kürler elde edilebilir. Bu amaçla ülke genelinde tüm illerimizde var olan Kanserde Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) hizmet vermektedir. Buralarda yapılan taramalar ile toplumun tüm bireylerine kadar gidilmesi ve gerekli hizmetlerin verilmesi amaçlanmıştır. Toplumsal bilinç ve farkındalık artırılmaya çalışılmaktadır.
Meme kanserinde erken teşhis olarak önerilen birbirlerini tamamlayıcı üç yöntem vardır; Kişisel (kendi kendine yapılan) göğüs kontrolleri, Klinik (doktor tarafından yapılan) göğüs kontrolleri ve 40’lı yaşlardan itibaren yapılan peryodik mamografik tetkikler yer almaktadır. Bağırsak kanserlerinde 50 yaşından başlamak üzere, yıllık büyük abdestte gizli kan analizi, 5 yılda bir rektal muayene ve rektosigmoidoskopi ya da, her 10 yılda bir rektal muayene ve tam kolonoskopi önerilmektedir. Ailesinde bağırsak kanseri olan bireylerde tarama testlerine daha erken yaşta başlanmalıdır. Rahim ağzı kanseri kadınlarda yapılan düzenli tarama ile önlenebilen diğer bir kanserdir. Bu amaçla cinsel yaşamın başladığı yaştan itibaren kadınlar her yıl düzenli olarak kadın-doğum uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Düzenli aralıklarla rahim ağzından alınan örnekler patolog tarafından incelenir.
Kanser hastalığının tedavisi uyum ve koordinasyonlu bir mücadele gerektirir. Tedavi multidisipliner yapılmalıdır. Uygun ve zamanında yapılacak tedavi ile kanserin birçok türlerinde başarı şansı giderek artmıştır. Cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavi (kemoterapi, hedef tedaviler, immunoterapiler) 3 önemli tedavi alternatifini oluşturmaktadır. Bunlardan bazen sadece bir tanesi yapılabilirken bazı durumlarda da mevcut yaklaşımların kendi aralarında kombinasyonları ile de tedavi edilebilmektedir. Son yıllarda gelişen cerrahi ve radyoterapi de yenilikler ve aynı zamanda sistemik tedavide her yıl klinikte kullanımımıza giderek artan bir şekilde giren ilaçlar sayesinde etkin bir tedavi yapılmaktadır. Tedavide hastalığa özel standart tedavi yaklaşımlarının yanı sıra bireysel güç, azim ve moral ile birlikte sosyal açıdan destek de önemli yer almaktadır.
Sonuç olarak kanserde erken tanı, korunma ve tedavi çok önemlidir. Hastalık daha ortaya çıkmadan önce yapılacak tarama testlerinin önemi oldukça büyüktür. Ayrıca vücuttaki uyarıcı belirtiler gözlemlenmeli ve olası risk faktörleri göz ardı edilmemelidir. Bu sayede daha etkin mücadele ve korunma sağlanacaktır. Hastalık ile birlikte uygulanacak tedavi ve bu süreçte yapılacak toplumsal yardımlaşma oldukça önemli yer tutar.
 
Yayın Tarihi: 5.2.2018
Okunma Sayısı: 338
Yayınlayan: SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi
Yukarı çık