Süleyman Demirel Üniversitesi

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Özgül Öğrenme Güçlüğü (Disleksi) Anlatıldı

SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından düzenlenen Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Özgül Öğrenme Güçlüğü (Disleksi) konulu konferans, sınıf öğretmenlerinin ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirildi. 
Hastane konferans salonunda gerçekleşen, moderatörlüğünü Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr. Evrim Aktepe’nin yaptığı, konuşmacı olarak Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Ümit Işık’ın katıldığı konferansta, dislekside tedaviye ne kadar erken dönemde başlanırsa o kadar iyi sonuçlar alındığının altı önemle çizildi. Erken tanı ve farkındalığın çocuğun yaşamına çok önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Ümit Işık, SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı olarak normalden sapma gösteren her türlü duygu, düşünce ve davranışla ilgilendiklerini, 2 öğretim üyesi ve 7 araştırma görevlisi ile bölge halkına hizmet verdiklerini belirtti. 
Disleksinin en sık rastlanan öğrenme ve okuma bozukluklarından biri olduğunu belirten Işık, disleksi tanılı çocukların okumayı öğrenirken zorluk yaşadığını ve kısa bir süre önce öğrendiği bir sözcüğü tanımakta güçlük çektiğini söyledi. 
Dr.Öğt. Üyesi Ümit Işık, yaptığı konuşmada şu bilgileri verdi; “Disleksi; kişinin takvim yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma başarısının beklenenin önemli ölçüde altında olmasıdır. Ancak bu okuma zorluğu duyusal bir bozuklukla ilişkili olmamalıdır. Aslında disleksi ile ilgili ilk yazılar 1800'lü yıllarda ortaya çıkmıştır. İlk disleksi olgusu 1896 yılında göz hastalıkları uzmanı olan doktor Morgen tarafından bildirilmiştir. Yaşıtları kadar sağlıklı olduğu halde hiç bir sözcüğü doğru okuyamayan, dikte edilen yazıyı hatasız yazamayan ancak aritmetikte başarılı olan bu olgu için Morgen 'kelime körlüğü' tanısını kullanmıştır. Daha sonra da disleksi çeşitli terimlerle adlandırılmıştır. Şu an günümüzde Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı altında Disleksi (Okuma Bozukluğu), Diskalkuli (Matematik Bozukluğu) ve Disgrafi (Yazılı Anlatım Bozukluğu) ile birlikte sınıflandırılmaktadır. Disleksi okul çağı çocuklarının en az %5'ini etkilemektedir.
Kabaca 30 kişilik sınıfta 1-2 adet disleksi tanılı çocuk vardır. Disleksi tanılı çocuklar okumayı öğrenirken zorluk yaşayabilir, kısa bir süre önce öğrendiği bir sözcüğü tanıyamaz ya da bir kaç satır önce okuduğu bir kelimeyi daha sonra gördüğünde tanımakta güçlük çeker. Okuma hızının beklenenin altında olabilir, okumakta zorlanabilir, okurken harf atlama, kelimeleri değiştirerek okuma, harfleri birbirine karıştırma, okuduğunu anlama ve anlatmada zorlanma gibi belirtileri olabilir. Ayrıca yazarken harf atlayabilir, rakamları ters yazabilir, ayların sırasını, haftanın günlerini sıralamada zorlanabilir. Renkleri karıştırma, sağı solu ayırt etmekte zorlanma gibi belirtiler görülebilir. Öncelikle az önce tanımlamış olduğumuz belirtiler varsa mutlaka disleksiden şüphelenmeliyiz. Ayrıca ilkokula başlayan her çocuğun ikinci dönemin ortalarında okumayı öğrenmesi gerekir. Birinci sınıf sonlarında halen okumayı öğrenemeyen bir çocuğumuz, ya da öğrencimiz varsa mutlaka disleksiden şüphelenmeliyiz. Eğer çocuğunuzda disleksi olabileceğinden şüpheleniyorsanız, mutlaka bir Çocuk ve Ergen Psikiyatri uzmanına başvurmanız gerekmektedir. Çocuk ve ergen psikiyatristi gerekli olan incelemeleri yapar ve kişiye en uygun tedavi programını sunacaktır. Ayrıca disleksi tanılı çocuklarda sıklıkla dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu da olabileceğinden dolayı dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu da değerlendirilecektir.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ise gelişimsel düzeyine uygun olmayan dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri ile karakterize bir bozukluktur. Tüm dünyadaki ortalama sıklığı % 6 – 9 olan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu sıklığı Türkiye’de ise yaklaşık % 10 sıklığında görülmektedir. Bu da demek oluyor ki her 10 çocuktan birinde dikkat eksikliği hiperkaktivite bozukluğu görülmektedir. Dikkat eksikliği olduğunda çocukta dersin başına oturmakta zorluk, çabuk sıkılma, 5 dakikalık dersin saatler sürmesi ya da dersi alel acele bitirip oyunun başına geçme, ders yaparken bahaneler bulma, okulda eşyalarını kaybetme ve unutkanlık gibi belirtiler görülebilir. Hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerinde ise aşırı hareketlilik, yerinde duramama, çok konuşma, iki kişi konuşurken araya girme, acelecilik, sabırsızlık, sırasını beklemekte güçlük yaşama gibi yakınmalar görülebilmektedir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı ergenlikte % 75 oranında, erişkinlikte de % 50 oranında devam etmektedir ve erişkin dikkat eksikliği sıklığı % 4’dür. Yani her 25 erişkinden birinde dikkat eksikliği vardır.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu diyebilmek için belirtilerin 12 yaşından önce başlaması gerekir, belirtiler çoğu zaman gözlenmelidir, en az 2 ortamda görülmelidir ve bu belirtiler kişinin günlük yaşamında olumsuzluklara neden olmalıdır. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu sadece buzdağının görünen kısmı olup, çok sayıda ek psikiyatrik tanı ile birliktelik göstermektedir. Bu durumda kişinin tüm hayatını etkiler. Tanısı klinik olarak konulan biyolojik kökenli olan bu bozuklukta temel tedavi ise ilaç tedavisidir. İlaç tedavisine ek olarak ebeveyn eğitimleri, bilişsel davranışçı terapi, davranışı müdahaleler ve okul müdahaleleri de gerçekleştirilmektedir. Tedaviye ne kadar erken dönemde başlanırsa o kadar yüz güldürücü sonuçlar alındığından dolayı, erken tanı ve farkındalık çocuğun yaşamına çok önemli katkılar sağlayacaktır. Bizler de hastanemiz Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı olarak normalden sapma gösteren her türlü duygu, düşünce ve davranışla ilgilenmekte olup 2 öğretim üyesi ve 7 araştırma görevlisi ile bölge halkına hizmet vermekteyiz.”
Rehber öğretmenlerin ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği konferans katılımcıların soruları ile devam etti.
 
Yayın Tarihi: 20.11.2019
Okunma Sayısı: 5723
Yayınlayan: SDÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi
Yukarı çık