Süleyman Demirel Üniversitesi

Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı

SDÜ Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Önder Öztürk, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı münasebetiyle yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi; 
Kanser bir zamanlar zengin insanların ve en yüksek gelirli ülkelerin hastalığı olarak görülse de, artık tüm ülkeleri etkileyen küresel bir sorundur. Kanser yükünün artan büyüklüğü, kısmen doğurganlığın azalması ve yaşam beklentisinin artmasının bir sonucudur, ancak aynı zamanda küreselleşmeyle ilişkili toplumsal, ekonomik ve yaşam tarzı değişiklikleri ile ilişkili bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı 2020 yılı verilerine göre dünya genelinde yılda 19 milyon kişi kanser tanısı almakta ve yine takriben 10 milyon kişi bu sebeple hayatını kaybetmektedir. 2040 yılında 28,9 milyon yeni vakanın ortaya çıkması ön görülmektedir. Yapılan tahminler, önümüzdeki yıllarda gelişecek olan kanser olgularının önemli bir bölümünün az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkacağını ortaya koymaktadır. Teşhis edilen kanserlerin yaklaşık olarak 10’da birini (%11,4) ve ölümlerin 5’te birini (%18,0) akciğer kanseri oluşturmaktadır. Akciğer kanseri erkeklerde morbidite ve mortalitenin önde gelen nedeni iken, kadınlarda insidans açısından meme ve kolorektal kanserden sonra üçüncü sırada ve mortalitede meme kanserinden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Ülkemizde erkeklerde trakea, bronş ve akciğer kanseri en sık izlenen kanserler içerisinde ilk sırada yer alırken, kadınlarda en sık görülen 5. kanser türü olmuştur. Erkeklerde tütüne bağlı kanserler önemini korumaya devam etmektedir. Ancak son yıllarda dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınlarda akciğer kanseri insidansında artış söz konusudur. 
İnsan gelişme indeksi ile kanser arasında geniş ilişkiler olmasına rağmen, tütün kullanımı, alkol tüketimi, bulaşıcı ajanlar, obezite, diyet, radyasyon, güneş radyasyonu ve hava kirliliği gibi çok sayıda kanserojen tehlikeler bulunmaktadır. İnsan gelişme indeksine göre kanser yükü incelendiğinde özellikle yüksek HDI ülkelerde obezite, düşük HDI ülkelerde ise bulaşıcı hastalıklar kanser yükü ile daha çok ilişkili bulunmuştur. Pek çok popülasyon için akciğer kanserinde sorumlu etken tütün kullanımıdır. Nitekim tütün tüketimindeki azalmayla akciğer kanseri görülme sıklığı da azalmaktadır. Akciğer kanserinin diğer nedenleri arasında mesleki (asbest, ağır metaller) ve çevresel risk faktörlerine maruziyet (pasif içicilik, radon) yer almaktadır. 
Akciğer kanserinde erken tanı önemlidir. Fakat hastalık ileri evreye gelinceye kadar fark edilemeyebilir. Bu nedenle erken tanıda ortaya çıkan belirtilerin önemsenip, tetkik edilmesi tanı sürecindeki ilk basamağı oluşturmaktadır. Bu belirtiler arasında geçmeyen ve giderek kötüleşen öksürük ilk sırada yer almaktadır. Öksürürken çıkarılan kan veya kanlı balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı ve sık tekrarlayan ve tedavi edilemeyen bronşit ve/veya zatüre gibi akciğer enfeksiyonları diğer bulgular arasındadır. 
Akciğer kanseri için günümüzde erken tanı amacıyla bazı tarama yöntemleri üzerinde çalışılsa bile kesin bir tarama yöntemi yoktur.  Bu nedenle akciğer kanseri gelişimini önlemek için tütün ürünlerinin kullanılması ve/veya başlanmasının engellenmesi ilk adımı oluşturmaktadır. Toplumun sağlıklı ve güvenilir besin kaynaklarına ulaşması, sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi akciğer kanseri ile yapılacak mücadelede diğer adımları oluşturmaktadır.
 
 
 
 
 
 
Kaynaklar
1- Akciğer kanseri farkındalık ayı, 2022. T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bilgi Notu.  https://corlu.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2022_11/09094046_akciYer_kanseri_farkYndalYk_ayY_2022.pdf. Erişim tarihi: 25.11.202
2- Öztürk, Önder. Akciğer Kanseri Metastazında TGF-β’nın indüklediği ΒIGH3 ile CUG2 arasındaki ilişki. Doktora Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, 2022. 
 
 
 
 
Yayın Tarihi: 25.11.2022
Okunma Sayısı: 355
Yayınlayan: SDÜ Hastanesi
Yukarı çık