Süleyman Demirel Üniversitesi

Prof. Dr. Eren: “Bazen bir soru bir hayat kurtarabilir”

Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Eren, 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, intiharın önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti. Eren, özellikle umutsuzluk ve çaresizlik yaşayan kişilerin erken fark edilmesinin, dinlenmesinin ve profesyonel desteğe yönlendirilmesinin önemini vurguladı.
İntiharın yalnızca yaşamını yitiren kişiyi değil, geride kalan ailesini, yakınlarını ve toplumu da derinden etkileyen önemli bir ruh sağlığı ve halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Prof. Dr. İbrahim Eren, intiharın önlenmesi konusunda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini söyledi.
İntiharın önlenebilir olduğunun altını çizen Eren, özellikle davranışlarında belirgin değişiklik gözlenen, mutsuz, umutsuz ve çaresiz olduğu fark edilen kişilerin yalnız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Eren, çevresinde davranış değişikliği gözlenen, mutsuz veya umutsuz olduğu fark edilen kişilere yanında olunduğunun hissettirilmesinin önemli olduğunu belirterek, yaşanan ruhsal sıkıntıların değişebileceği ve uygun destekle kişinin yeniden toparlanabileceği mesajının verilmesi gerektiğini söyledi.
İntihar davranışının önemli bir bölümünün ruhsal hastalıklarla ilişkili olduğuna dikkat çeken Eren, depresyon, bipolar bozukluk, psikoz, ağır anksiyete bozuklukları ve madde kullanım bozuklukları gibi ruhsal sorunların erken fark edilmesi ve tedavi edilmesinin intiharın önlenmesinde büyük önem taşıdığını kaydetti. Eren, bu tür belirtiler gösteren kişilerin en kısa sürede bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
İntihar konusunda toplumda yanlış bilinen bazı noktalar bulunduğunu belirten Prof. Dr. Eren, intihar hakkında konuşmanın kişiyi intihara teşvik etmediğini, aksine doğru zamanda sorulan bir sorunun yardımın kapısını açabileceğini ifade etti. Eren, yakınında belirgin şekilde içine kapanan, çevresinden uzaklaşan, yoğun umutsuzluk yaşayan veya yaşamla ilgili olumsuz ifadeler kullanan kişilerin durumunun ciddiye alınması gerektiğini belirterek, gerektiğinde doğrudan “İntihar etmeyi düşünüyor musun?” diye sorulabileceğini söyledi.
Bu sorunun kişinin aklına intihar düşüncesini sokmayacağını belirten Eren, aksine kişinin kimseyle paylaşamadığı düşüncelerini ifade etmesine yardımcı olabileceğine dikkat çekti. Bir kişinin intihar düşüncesinden söz etmesi halinde çevresindekilerin yargılayıcı veya küçümseyici ifadeler kullanmaması gerektiğini belirten Eren, kişinin öncelikle dinlenmesi ve yalnız olmadığının hissettirilmesinin önemine vurgu yaptı.
Eren, bu süreçte “Bunu benimle paylaştığın için teşekkür ederim”, “Seni yargılamıyorum”, “Yalnız değilsin” ve “Sana yardım bulacağız” gibi destekleyici ifadelerin kullanılabileceğini belirtti.
İntihar riski bulunan kişilerin yalnız bırakılmaması ve gecikmeden profesyonel yardım alınması gerektiğini söyleyen Eren, yakın ve acil bir tehlike söz konusu olduğunda 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması veya en yakın acil servise başvurulması gerektiğini ifade etti.
İntihar riskinin yaş gruplarına göre farklılık gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Eren, gençlerde özellikle ilişkisel ve sosyal krizlerin ön plana çıktığını söyledi. Romantik ilişkilerde reddedilme ve ayrılık, aile içi şiddet ve çatışma, akademik başarısızlık, gelecek kaygısı ve işsizliğin gençler açısından önemli stres kaynakları olduğunu belirten Eren, çocukların ve gençlerin yaşadığı sorunların yetişkinler tarafından küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.
Eren, “Bir insanın acısını ölçmek için kendi hayatımızı cetvel olarak kullanamayız. Bize küçük görünen bir sorun, başka bir insan için dayanılması çok zor bir yük olabilir” mesajını verdi. Orta ve ileri yaşlarda ise kronik veya ağır hastalıkların yarattığı stres, yalnızlık, yas ve ekonomik kayıpların önemli risk faktörleri arasında yer alabildiğini ifade etti.
İntiharı önlemenin yalnızca psikiyatristlerin veya sağlık çalışanlarının sorumluluğunda olmadığını belirten Eren, ailelere, arkadaşlara, öğretmenlere, iş arkadaşlarına ve toplumun tamamına önemli görevler düştüğünü söyledi.
Risk ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemler alınmasının, ruh sağlığı konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının ve risk altındaki kişilerin zamanında desteklenmesinin önemine dikkat çeken Eren, bazen bir telefonun, bir kişinin kapısını çalmanın, onu gerçekten dinlemenin veya birlikte profesyonel yardım aramanın büyük bir fark yaratabileceğini ifade etti.
Prof. Dr. Eren, intihar konusunda medyanın sorumluluğuna da dikkat çekti. İntihar haberlerinin sansasyonel veya özendirici biçimde sunulmaması gerektiğini belirten Eren, haberlerde yöntem ve ayrıntılı olay anlatımlarına, fotoğraf ve video gibi unsurlara yer verilmemesinin önemini vurguladı.
İntihar haberlerinde temel amacın toplumu doğru bilgilendirmek ve intihar düşüncesi yaşayan kişileri profesyonel yardıma yönlendirmek olması gerektiğini ifade etti. İntiharın önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğunu yineleyen Prof. Dr. İbrahim Eren, toplumun her kesimine çağrıda bulundu.
Eren, mesajını şu dört ifadeyle özetledi: “Sorun. Dinleyin. Yalnız bırakmayın. Yardım alın.”
Prof. Dr. Eren, “Bazen doğru zamanda sorulan tek bir soru, başlatılan tek bir konuşma ve uzatılan tek bir el bir insanın hayatını kurtarabilir” diyerek, 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü vesilesiyle toplumda farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti.
 
Yayın Tarihi: 11.09.2026
Okunma Sayısı: 11
Yayınlayan: SDÜ Hastanesi
Yukarı çık